İnsan, anlatmadığı sürece, başına gelenİn ne olduğunu bİlemez.
ırvin d. yalom
Psikoterapi, zihinle yapılan bir yolculuktur. Kimileri için anlamlandıramadığı, baş etmekte zorlandığı duygular, kimileri için zihninde sürekli dönen düşünceler, ilişkilerde tekrar eden döngüler ya da sadece “bir şeyler eksik” hissi terapi kapısını aralar.
Psikoterapi, kişinin kendisini anlamasına, zorlandığı alanlarda yeni başa çıkma yolları geliştirmesine ve daha tatmin edici bir yaşam sürmesine yardımcı olan bir süreçtir. Terapist ile danışan arasında kurulan bu özel ilişki, güven, gizlilik ve yargısız bir alan içinde şekillenir.
Terapide kullanılan yöntemler, terapistlerin benimsediği ekoller farklı olabilir. Ancak özünde amaç, kişinin yaşadığı zorlukları anlamasına ve kendisiyle daha işlevsel bir ilişki kurmasına destek olmaktır.
Neden Psikoterapi?
Çoğu insan terapiye “bir sorun” olduğunda gelir. Ama terapi sadece sorun çözme alanı değildir.
Terapide amaç sadece acıyı dindirmek değil, anlam inşa etmektir.
“İnsan ruhu, acıyı anlamlı hale getirdiğinde iyileşir.” der Victor E. Frankl
Bazen yaşamda aynı döngülere takılırız: benzer ilişkiler, aynı çatışmalar, bir türlü bitmeyen içsel huzursuzluklar… Terapi, bu döngülerin nereden geldiğini ve neden sürdürüldüğünü anlamak ve onları dönüştürmek için güçlü bir fırsattır.
Psikoterapi Herkes İçin midir?
Evet ama herkes her zaman hazır olmayabilir. Terapiye başlamak bir cesaret işidir. Kendine dürüstçe bakmak, geçmişle yüzleşmek, duygularla temas etmek kolay değildir; fakat her adımda bir eşlikçiyle yürümek, o süreci çok daha mümkün ve güvenli kılar.
Terapist ve danışan birlikte bir yolculuk yapar. Bu yolculuğun sonunda “başka biri” olmak gerekmez. Aslında hep orada olan ama tozlanmış, bastırılmış, şekil değiştirmiş parçaların bir araya gelmesidir asıl değişim ve asıl değişim içinde acıyı, zaman zaman durmayı, düşmeyi; zaman zaman da koşar adım gitmeyi içinde barındırır. Terapide odağımız çoğu zaman belirli hedeflerden ziyade sürecin kendisine; yani yaşamın kendisine yönelir.

Yorum bırakın